C O A C H I N G D U I S B U R G

Loading

Almanya’daki Türk Jenerasyonlar

Almanya’daki Türk Jenerasyonlar

Türkiye’den gelen göçmenler, Almanya’daki en büyük göçmen grubudur. Almanya’da yaklaşık üç milyon insan Türk kökenlidir. Bazı Türkler 1960’larda misafir işçi olarak Almanya’ya göç etmiş ve burada ailelerini kurarak Almanya’daki Türk jenerasyonlarının oluşmasını sağlamışlardır.

Birinci Kuşak

Almanya’nın ilk resmi işe alım Anlaşması Aralık 1955’te İtalya ile imzalandı ve “misafir işçi dönemi” olarak adlandırıldı. Buradaki amaç, bir yandan önceki İkinci Dünya Savaşı’nın olumsuz etkileri nedeniyle eksik oldukları için acilen ihtiyaç duyulan işgücünü sağlamak, diğer yandan 1961’de duvarın inşası nedeniyle DDR’DEN gelen önemli vasıflı işçi akışı sağlamaktı. Bu önlem ekonomi için de son derece kârlı hale geldi, çünkü yabancı işçiler daha uygun ücretlere çalışıyorlardı.

1961 yılında Almanya, Türkiye, İspanya ve Yunanistan (1960), Fas (1963), Portekiz (1964), Tunus (1965) ve Eski Yugoslavya (1968) ile işçi alımı için antlaşmalar yapmıştır.

O zamanlar Anadolu’nun uzak ve eğitimsiz bölgelerinden gelen erkeklerin çoğunluğu, bir yandan ailelerinin geçimini sağlamak, diğer yandan da Türkiye’ye döndükten sonra iyi bir ortak gelecek kurmak para biriktirmek amacıyla yurtdışına gitmişlerdir.

Almanya’ya, imzalanan anlaşmadan sonraki ilk on yıllık dönemde giden Türkler birinci kuşak göçmenler olarak adlandırılmaktadır. Birinci kuşak göçmenler Almanya hakkında neredeyse hiçbir bilgiye sahip değildirler. Bu gruptaki kişiler Almanca bilmeyen, Almanya’ya geçici bir süre için gelmiş ve mesleki olarak kalifiye sayılamayacak nitelikte kişilerdir. Birinci kuşak Türkler genellikle kas gücü gerektiren ağır işlerde çalıştırılmış, mesleki tecrübelerini de bu koşullarda kazanmışlardır.

Almanya’daki Türk jenerasyonlar
Almanya’daki Türk jenerasyonlar

İkinci Kuşak

1973’te büyük bir ekonomik krizin ilk belirtileri ortaya çıktığında, göçmen işçilerin işe alınması yasalarla durdurulmuştur. Almanya’nın 1984 yılında çıkardığı “Geri Dönüş Teşvik Yasası” beklenen etkiyi yaratmamıştır. Türklere belli bir ücret karşılığında geri dönemleri teklif edilmişse de Türkler Almanya’da kalmayı tercih etmiştir. Geçici olarak planlanan emek göçü, göçmenlerin bir kısmı için kalıcı göç haline gelmiştir. 1974’ten 1984 yılına kadar olan bu süreçte göçmen işçiler ailelerini yanlarına getirmeye başladılar ve böylece Almanya’da Türk jenerasyonlardan ikinci kuşak göçmenler yetişmeye başladı.

1975’te çocuk parasının artırılması politikası gerçekleştirildi. Sonuç olarak göçmen ailelerin çocuk sayıları arttı. Türkiye’ye döndükten sonra Almanya’ya tekrar dönüş yasağının getirilmesi de Türk göçmenlerin kalmayı tercih etmelerinde bir etken oldu.

İkinci kuşak Türkler, Almanya’ya ilk gelen birinci kuşak göçmenlerin çocuklarıdır veya aile birleşimi ile Almanya’ya gelmişlerdir. Almancayı kısmen bilmektedirler. Bu grubun bir kısmı Alman okullarında eğitim görmüştür. Almanya’da ikinci kuşağın oluşmasıyla birlikte Alman hükümeti, oluşturdukları yasaya rağmen Türklerin ülkelerine geri dönmeyeceklerini anlamıştır.

Almanya’daki göçmenlerden “misafir işçi” olarak beklenti sadece geçici iş yardımı anlamına geliyordu, bu yüzden nihayetinde Devlet tarafından büyük bir entegrasyon çabası da gerçekleşmedi. Almanya’ya entegre olmayan misafir işçilerin burada uyum sağlamayan çocuklara sahip olmaları beklenmeyen bir sonuçtu.

Aile birleşimi ile birlikte Alman toplumu yeni bir sorunla karşı karşıya kaldı. Yavaş yavaş, göçün sosyal sonuçlarının dikkate alınmadığını ve anaokulları, okullar ve yetkililer gibi kamu kurumlarının yeni yurttaşlara hazır ve hazır olmadığını fark etti.

Almanya’daki Türk jenerasyonlar
Almanya’daki Türk jenerasyonlar

Üçüncü Kuşak

Almanya’da yerleşik bir düzene geçen ve ailelerini yanına alan göçmenler burada ailelerini büyütmeye devam etmişlerdir. Göçmen ailelerin Almanya’da doğan ve büyüyen çocukları Almanya’daki Türk jenerasyonlarından üçüncü kuşağı ifade etmektedir.

Bu gruptaki bireyler diğer kuşaktakilere göre Alman toplumuyla çok daha yakın ilişki içinde olmuşlardır. Almancayı Türkçeden bile daha iyi bilmektedirler. Arkadaşları genellikle Alman bireylerdir. Bu nedenle birinci ve ikinci kuşak göçmenlere göre sosyalleşme sürecinde daha başarılı oldukları söylenebilir.

Eğitim hayatlarına Alman okullarında başladıkları için eğitsel açıdan bir zorlukla karşılaşmamışlardır. Ancak Türk kültürüne ve diline karşı yabancılaşmaya başlamışlardır. Bu duruma hassasiyetle yaklaşan aileler önlem almaya çalışmakta ancak tam olarak başarı sağlayamamaktadırlar.

Almanya’nın yürüttüğü uyum çalışmalarının sonuçları bu kuşakta belirgin şekilde görülmektedir. Üçüncü kuşak göçmenlerin, Türk kimliğinden daha kopuk, ailesiyle belirli anlaşmazlıkları olan ve önceki kuşaklarla birtakım çatışmalar içerisinde bulunan bir yapıda olduğu görülmektedir.

Almanya’daki Türk jenerasyonları içine doğup büyüdükleri toplum, eğitim ve elde edilen haklar gibi faktörler nedeniyle çeşitli farklılıklara sahiptir. Uzun yıllardır gerçekleşen kültürleşme sürecine farklı tepkiler gösteren Türk göçmenleri nesilleri bu nedenle kimlik yapılarına uygun olarak değerlendirilmelidir.

Derya Öte Almanya’da yaşayan Türk bir ICF koçudur. Almanya Duisburg’da bulunan kendi kurmuş olduğu Derya Öte Koçluk ve Danışmanlık Akademisinde koçluk, yaşam danışmanlığı hizmetlerini yürütmekte ve aynı zamanda ICF koçluk eğitimleri vermektedir.

Hizmetlerini Türkçe ve Almanca olarak sunan Derya Öte, farklı kültürden pek çok insanın hayatlarına dokunmuş ve kişisel gelişim yolculuklarına katkı sağlamıştır.

Derya Öte ve sunduğu hizmetler hakkında daha fazla bilgi almak için +49 160 8488493 telefon numarası veya info@lifecoach-deryaoete.de mail adresi aracılığıyla iletişim kurabilir, sosyal medya hesabından etkinlikleri takip edebilirsiniz.

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir