Bir noktada kendinize “Neden hep aynı hatayı tekrarlayıp duruyorum?” diye sorduğunuz oldu mu? Belki yanlış insanlara güvenmeye devam ediyorsunuz, belki sağlıksız alışkanlıklara geri dönüyorsunuz ya da iş hayatında tekrar tekrar aynı çıkmaza giriyorsunuz. Bu his, yalnızca size ait değil. Aynı hatayı tekrarlama meselesi, insan doğasının en gizemli ve en sinir bozucu taraflarından biri. Peki bu döngünün arkasında ne var?
Beyin, Alışkanlığı Seviyor
İnsan beyni tembeldir ama bu, kötü bir şey değil. Enerjiyi korumak için mevcut yolları tercih eder. Bir davranışı ne kadar çok tekrarlarsanız, sinir ağlarınızda o davranışa ait iz o kadar derinleşir. Buna nörobilimde “miyelin kılıflanması” deniyor; sık kullanılan sinir bağlantıları zamanla daha hızlı ve otomatik hale geliyor. Bu yüzden sabah kahve yaparken düşünmek zorunda kalmıyorsunuz ya da farkında olmadan eski bir ilişki dinamiğine kayıyorsunuz. Beyin, tanıdık olanı güvenli olarak kodluyor. Bu kodlama bozulmadıkça döngü de bozulmuyor. Dolayısıyla aynı hatayı tekrarlama için uygun koşullar hep mevcut.
Geçmiş Deneyimler Bir Çerçeve Kuruyor
Çocukluktan bugüne kadar yaşanan deneyimler, dünyanın nasıl işlediğine dair içsel bir harita oluşturuyor. Bu harita; neyin normal göründüğünü, hangi davranışların ödüllendirileceğini, hangi tepkilerin hayatta kalmayı kolaylaştırdığını kodluyor. Sorun şu ki, bu harita büyük ölçüde bilinçdışı çalışıyor. Patronunuza karşı aşırı savunmacı davranıyorsanız, bu sadece “bugün huysuz olmak” değil muhtemelen otorite figürleriyle kurulmuş çok daha eski bir ilişki kalıbının yansıması. Aynı hatayı tekrarlama döngüsünün kökleri çoğunlukla o kadar eski ki, bize ait bir “tercih” gibi bile görünmüyor; adeta kişiliğimizin bir parçasıymış hissi yaratıyor.

Sonuç, Her Zaman Ceza Değil
Bir davranışı sürdürmenin temel koşullarından biri, o davranışın bir şekilde işe yarıyor olması. Ama bu “işe yarıyor” kelimesi aldatıcı. Belki sürekli işleri son dakikaya bırakmak sizi strese sokuyor ama aynı zamanda o son dakika baskısı, konsantrasyonunuzu bir araya getirmenizi sağlıyor. Belki çatışmadan kaçmak ilişkilerinizi yıpratıyor ama kısa vadede çok daha rahat hissettiriyor. Beyin, uzun vadeli sonuçlar yerine anlık rahatlamayı ya da anlık ödülü tercih etme eğiliminde. Bu yüzden bir davranış size zarar verse bile, kısa vadede bir şeyi çözüyorsa, beyin onu “işlevsel” olarak kaydediyor ve tekrar kullanmak istiyor. Böylece aynı hatayı tekrarlamaya başlıyorsunuz.
Değişim Neden Bu Kadar Yorucu?
Bir alışkanlığı kırmak sadece irade meselesi değilse, neden bu kadar çaba gerektiriyor? Çünkü yeni bir davranış kalıbı oluşturmak, kelimenin tam anlamıyla beynin fiziksel yapısını yeniden şekillendirmek demek. Bu süreç zaman alıyor, tekrar gerektiriyor ve aynı zamanda eski davranışın cazibesine direnmek anlamına geliyor. Üstelik değişim, genellikle önce daha kötü hissettiriyor. Yeni yol tanıdık değil, dolayısıyla “doğal” gelmiyor. Bu noktada çoğu insan eski alışkanlığa geri dönüyor ve bu geri dönüşü, iradeleri zayıf olduğu için değil, beyinlerinin tasarımı gereği yapıyor. Aynı hatayı tekrarlama döngüsünün kırılması, bu nedenle hem sabır hem de yapısal destek gerektiriyor; “daha çok istemek” tek başına yeterli olmuyor.
Döngüyü Kırmak İçin Ne Gerekiyor?
Kalıcı değişim genellikle üç şeyin bir araya gelmesiyle oluşuyor. Birincisi, tetikleyicilerin farkına varmak yani o davranışı hangi durum, his veya ortamın başlattığını tanımak. İkincisi, anlık tepkiyi kesintiye uğratacak bir ara adım oluşturmak. Bu bir nefes olabilir, ortamdan çıkmak olabilir ya da kendine sorulacak basit bir soru. Üçüncüsü ise yeni davranışı küçük ve tekrarlanabilir tutmak, çünkü büyük kararlılık anları geçici, küçük ama tutarlı alışkanlıklar ise kalıcı iz bırakıyor. Burada belki de en önemli nokta şu: Döngünün kırılması, kendine karşı savaş açmak değil, o döngünün neden oluştuğunu anlamakla başlıyor. Aynı hatayı tekrarlamamak için önce o hatanın ne işe yaradığını görmek gerekiyor.
Kendinize karşı sabırsız olmak kolay. “Ben neden böyleyim?” sorusu çoğu zaman bir öz eleştiri çığına dönüşüyor. Ama bu kalıplar zayıflığın değil, beynin tutarlılığının ürünü. Döngüyü görmek, onu değiştirmenin ilk ve belki de en önemli adımı.
Derya Öte Almanya’da yaşayan Türk bir ICF koçudur. Almanya Duisburg’da bulunan kendi kurmuş olduğu Derya Öte Koçluk ve Danışmanlık Akademisinde koçluk, yaşam danışmanlığı hizmetlerini yürütmekte ve aynı zamanda ICF koçluk eğitimleri vermektedir.
Hizmetlerini Türkçe ve Almanca olarak sunan Derya Öte, farklı kültürden pek çok insanın hayatlarına dokunmuş ve kişisel gelişim yolculuklarına katkı sağlamıştır. Derya Öte ve sunduğu hizmetler hakkında daha fazla bilgi almak için +491608488493 telefon numarası veya info@lifecoach-deryaoete.de mail adresi aracılığıyla iletişim kurabilir, sosyal medya hesabından etkinlikleri takip edebilirsiniz.