C O A C H I N G D U I S B U R G

Loading

İş ve yaşam dengelenebilir mi?

İş ve yaşam dengelenebilir mi?

Mutlu bir yaşamın formülü olabilir mi?

Mutluluk her birimizin içinden gelir. Herkes için geçerli evrensel olarak geçerli olan tek bir mutluluk tarifi yoktur. Etrafınızdaki herkese onları neyin mutlu ettiğini sorarsanız, farklı cevaplar alırsınız: çok para, hayalindeki işe sahip olmak, hayalindeki dükkânı açmak, bir yere taşınmak, ev satın almak, tatile gitmek veya aile ve arkadaşlarla daha fazla zaman geçirmek. Cevaplar kişiden kişiye değişir. Bu cevaplar arasında, mutluluğu, kişisel yaşam, profesyonel yaşam ve aile yaşamı gibi kişinin varlığının tüm yönleri arasında bir dengeye sahip olması olarak tanımlayan çok az kişi olabilir. Ancak günlük yaşamımızı idame ettirmemiz için gereken çalışma yaşamının yanında, günlük yaşamımıza, kendimize, yakınlarımıza ve sorumluluklarımıza zaman ayırabilmek, gerçek bir mutluluk olabilir.

İş ve yaşam dengesi nedir?

Denge, yaşamın her alanında önemlidir. Denge, bilerek veya bilmeyerek yaptığımız hemen hemen her şeyle ilişkilendirilen bir terimdir. Günümüz yaşamı, çalışma kültürü büyük ölçüde denge kavramı etrafında döner ve dengeyi yakalamak hedeflenir. Burada bahsedeceğimiz denge ise iş ve yaşam arasındaki dengedir.

İş ve yaşam dengesi, bir çalışanın zamanını ve enerjisini iş ve yaşamının diğer önemli yönleri arasında bölebileceği ideal durumu tanımlayan bir kavramdır. İş-yaşam dengesi tanımı, kişinin iş yaşamı ile özel yaşamı arasında ideal bir denge kurmayı amacıdır.

Her insan çocuk, eş, ebeveyn, arkadaş ve çalışan gibi hayatta birden fazla rol oynar. Her rolün kendisiyle ilişkili belirli sorumlulukları vardır; iş-yaşam dengesi, bu sorumlulukları çatışma veya bunalmış hissetmeden yönetebilme yeteneğidir. Bu anlamda iş-yaşam dengesi, işiniz ile aileniz, spor ve sosyal hayatınız, ev işleriniz, sorumluluklarınız gibi hayatınızdaki diğer önemli şeyler arasındaki ilişkidir.

İş ve yaşam. Bu iki kavram her zaman birlikte hareket eder, yani işimiz olmadan çoğu zaman yaşamımızı sürdürmemiz mümkün olmaz. İş, sadece gelir elde etmek için değil, bir şeyleri başarmak, bir meslek, bir kariyer sahibi olmak bizim kişisel ihtiyaçlarımızdandır. Bunları gerçekleştirmekten keyif alırız.

Kendi varlığımızın dört sütunu vardır:

  • Benlik ve kişisel sağlık,
  • Aile,
  • Arkadaşlar ve
  • İş

Bunların hepsi hem başarıya hem de zevke tabidir. Başarıyı ve keyfi hayattaki değerli bir madalyonun ön ve arka yüzü olarak hayal edin: tıpkı bir tek yüzü olan bir madeni paraya sahip olamayacağınız gibi, biri olmadan diğeri de olamaz. Tek taraflı bir hayat yaşamaya çalışmak, bu kadar çok başarılı insanın olması gerektiği kadar mutlu olmamasının nedenidir. Aslında bu iki kavram birlikte, bireyin yaşamın tam değerini anlamasına yardımcı olur. Dolayısıyla iş de günlük yaşam da içerisinde getirdiği başarılarla, hazlarla bizi biz yapar. Ama çoğu zaman aynı anda her yerde olamadığımız için zamanımızı nasıl geçireceğimize karar verdiğimizde bu alanlar arasında seçim yapmak zorunda kalırız. Eğer bu seçimleri yapamazsak denge bozulur ve bazı riskler ortaya çıkar.

İş ve yaşam
İş ve yaşam

Riskler neler?

İnsanlar olarak belirli bir dayanıklılık sınırımız var. Halihazırda çok fazla baskı altında olan çalışanlar için fazla çalışma hem zihinsel hem de fiziksel sağlıkları için riskli olabilir. Bu tür sorunlar eğer zamanında kontrol edilmezse, çeşitli kronik hastalıklara dahi yol açabilir. Tüm bunlar, bireyin kendisini etkilediği kadar iş yerinde üretkenliklerini ve karar verme becerilerini de doğrudan etkiler. Aynı zamanda bu tür sorunlar, bireylerin yakınlarına, aile bireylerine, arkadaşlarına, ebeveynlerine, yani çevresindeki diğer kişilere de olumsuz şekilde etki edebilir. İlişkilere zarar verebilir, verimsiz bir hale getirebilir.

Artan iş baskısı, günümüzde çalışanların işlerini bırakmalarının en büyük sorunlarından biridir. Ayrıca son teslim tarihlerine uyma baskısı, müşteri hedeflerini gerçekleştirme baskısı gibi çeşitli baskılar altında kalan çalışanlar, iş-yaşam dengesini sağlayamadıklarında, yani bu denge iş tarafına doğru bozulduğunda çalışanlar bu baskı altında hem fiziksel hem de zihinsel olarak yorulur.

Zayıf bir iş-yaşam dengesi, çalışanların kendilerini tamamen işe vermeleri için bir engel oluşturur. İşe devamsızlık, yorgunluk, hastalık izinleri, çalışanların işe katılımını engelleyen başlıca sorunlardan bazılarıdır. Böyle bir durumda, motivasyonu düşük çalışanların işlerine karşı istek ve odaklarını kaybetme eğiliminde oldukları ve bunun da üretkenliklerini, verimliliklerini sekteye uğrattığı bilinen bir gerçektir. Bu durumlar çalışan bireyde yoğun bir stres yaratarak kronik hale gelebilir.

Kronik stres, işyerinde baskı altında, zor koşullarda, yoğunluk altında ve uzun çalışma saatleri altında çalışmadan kaynaklanan en yaygın sağlık sorunlarından biridir. Kronik hale gelmiş olan stres, bir bireyde hipertansiyon, sindirim sorunları, kronik ağrı ve sızılar ve kalp sorunları gibi fiziksel sonuçlara yol açabilir. Kronik stres, daha yüksek depresyon, anksiyete ve uykusuzluk riski ile bağlantılı olduğu için ruh sağlığını da olumsuz etkileyebilir.

Uzun bir süre boyunca çok fazla stres, işyerinde tükenmişlik sendromunun ortaya çıkmasına yol açabilir. Tükenmişlik sendromu, bir bireyin normal şartlar altında sahip olduğu kariyerden, çevresindeki kişilerden, meslektaşlarından, çalışma arkadaşlarından, yakın arkadaşlarından, ailesinden aldığı keyfi ve başarı hissiyatını azaltan, kişinin kendi kişisel kimliğinin kaybedildiği inancına sebep veren bir bilişsel ve fiziksel tükenme halidir. Çok fazla mesai yapan çalışanlar çoğunlukla yüksek tükenmişlik riski altındadır. Tükenmişlik ise yorgunluğa, ruh hali değişimlerine, sinirliliğe ve iş performansında düşüşe neden olabilir.

İş-yaşam dengesinin yararları

İyi bir iş-yaşam dengesine sahip olduğunuzda, kendinize, çocuklarınıza gelişmek, öğrenmek için ihtiyaç duyulan sevgi dolu ilgiyi gösterecek zihinsel ve duygusal enerjiye sahip olmanız daha olasıdır. Dengeli bir aile hayatı, hayattan zevk almanıza, stresi yönetmenize ve işte tükenmişliği önlemenize de yardımcı olabilir.

İş-yaşam dengesi, sağlıklı bir çalışma ortamının da önemli bir yönüdür. İş-yaşam dengesini korumak, en temelde işten kaynaklanan stresi azaltmaya yardımcı olur ve işyerinde tükenmişliği önlemeye önemli ölçüde yardımcı olur.

İş-yaşam dengesini sağlayabilmek, çalışan bireylerin yanı sıra çalıştıkları organizasyonlar için de gerçekten çok önemli bir konudur. Yoğun bir iş baskısı altında çalışan bireyler, iş stresi ve kaygısı, tükenmişlik sendromu gibi bazı psikolojik olumsuzluklara daha fazla eğilimlidir.  

Çalışanlar işlerinde rahat ve tatmin olduklarındaysa, işlerine daha iyi odaklanırlar, daha fazla motive olurlar, daha yaratıcı, daha üretken, daha verimli hale gelirler. Böyle motive olmuş çalışanlar, herhangi bir organizasyonun gerçek mücevherleridir. Ayrıca işleri üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaları, çalışanların işe ve işyerine olan bağlılıklarını da artırmaya yardımcı olur. Ayrıca daha iyi çalışan bağlılığına ve daha iyi çalışma koşullarına sahip olmak, kuruluşların en iyi yetenekleri çekmesine de yardımcı olur.

İşverenlerin iş-yaşam dengesinin sadece saatlerden daha fazlası olduğunu anlamaları önemlidir. İşverenler, esnekliği teşvik etmenin yanı sıra, çalışanları için genel işyeri deneyimini iyileştirmek için de çaba göstermelidir. Sağlıklı bir kültüre öncelik vermek ve mutlu bir işyeri ortamı geliştirmek, iş-yaşam dengesini destekler. Bir işveren için işlerine odaklanan insanlara sahip olmak, daha iyi üretkenliğin kilidini açmak ve istenen hedeflere ulaşmak için mükemmel bir anahtardır. Çalışanlar rollerinde mutlu olduklarında, iş daha çok ikinci bir ev gibi hissedecek ve maaş için çalışmaktan daha az hissedecektir.

İş-yaşam dengesini elde etmek

Dengeli bir iş hayatına sahip olmak, sadece işe zamanında gelmek ve işten zamanında eve dönmek değildir. Daha geniş bir perspektifte, yaşamınızda önem verdiğiniz, sizin için önemli olan şeylere, önemlerine göre öncelik vermekle ilgilidir. Bir şeylere öncelik vermek, kişinin hem zamandan hem de enerjiden tasarruf etmesine yardımcı olur. Böylece iş ve özel yaşamları arasında mükemmel bir denge kurmalarını sağlar.

Esnek bir çalışma ortamının elde edilmesi, hangi kuşağa mensup olursa olsun, çoğu çalışanın iş-yaşam dengesi ihtiyaçlarını karşılamanın en iyi yollarından biridir. Esnek bir çalışma ortamının stresi azalttığı, iş tatmini düzeylerini artırdığı ve çalışanların daha sağlıklı alışkanlıklar sürdürmelerine yardımcı olduğu bilinen bir gerçektir.

Birçok insan, iş-yaşam dengesini korumanın, öncelikle kişinin programından etkinlikleri ortadan kaldırmaya dayandığını düşünür. Gerçekten de öncelikleri belirlemek, programınızı basitleştirmek ve zaman yönetimi tekniklerini öğrenmek, iş-yaşam dengesinin önemli bir parçasıdır, çünkü bu adımların bir “yaşam” bileşenine sahip olmasına izin verdiği kadar “çalışma” bölümünü en aza indirmek için gerekli olabilir. Bununla birlikte, ortadan kaldırılamayan ağır iş gereksinimleri olanlar bile rahat bir iş-yaşam dengesini koruyabilir.

Sağlıklı bir iş-yaşam dengesi oluştururken akılda tutulması gereken birkaç ipucu var.

Zamanınızı analiz etmek

Mevcut durumunuzu analiz etmek, dengeli bir yaşama ulaşmanın başlangıç ​​adımıdır. İşle ilgili ve kişisel etkinlikler de dahil olmak üzere bir hafta boyunca yaptığınız her şeyin bir zaman kaydını tutun. Bunlar, zamanınızı nasıl kullandığınızı – ve nerede zaman kaybettiğinizi – anlamanıza yardımcı olacaktır.

Önceliklerinizi belirlemek

İş-yaşam dengesini korumanın en önemli yollarından biri gereksiz yükümlülükleri ortadan kaldırmaktır. Önceliklerinize bir göz attığınızda ve sizin için neyin önemli olduğunu anladığınızda, bazı şeylere “hayır” diyebilirsiniz, bu da başkalarına ve diğer faaliyetlere “evet” demenizi sağlayacaktır. Bunlar sizin için daha önemli, daha keyifli şeyler olabilir ve dengeyi sağlamanıza yardımcı olur.

Sağlığınıza Öncelik Vermek

İşiniz ne kadar önemli olursa olsun, sağlığınız her şeyden önce gelmelidir. Yoğun bir programda bile, kendinize bakmak için her zaman zaman ayırmalısınız.

Sevdiğiniz işi yapmak

İş-yaşam dengesini etkileyecek bir diğer faktör de işiniz hakkında ne hissettiğinizdir. İşiniz konusunda tutkuluysanız, iş yükünüz konusunda daha az hassas, işle alakalı daha üretken, daha fazla motive ve daha az stresli olacaksınız.

İşinizi organize etmek

İşyerinde veya işte daha az zaman harcamak her zaman mümkün değildir, ancak işi organize etme ve düşünme şeklinizdeki küçük değişiklikler, iş-yaşam dengenizden daha memnun hissetmenize yardımcı olabilir. Çalışmanızı, en zorlu görevleri günün sonunda değil, başında üstlenecek şekilde düzenleyin. Mesai saatleri dışında ne kadar iş yapacağınız konusunda kendinize kurallar belirleyin.

Sınırlar oluşturmak

Hem işte hem de evde yapacaklarınız ve yapmayacaklarınız konusunda adil ve gerçekçi sınırlar belirleyin ve bunlara mümkün olduğunca uymaya çalışın.

İş-yaşam dengesi, birbirine tamamen eşit bir denge anlamına gelmez. Çeşitli iş ve kişisel etkinliklerinizin her biri için eşit sayıda saat planlamaya çalışmak genellikle gerekli ve gerçekçi değildir. Hayat bundan daha akıcıdır.

En iyi bireysel iş-yaşam dengeniz zaman içinde , genellikle günlük olarak değişecektir. Bugün sizin için doğru olan denge, yarın sizin için muhtemelen farklı olacaktır. Bekarken sizin için doğru olan denge, evlendiğinizde ya da çocuk sahibi olduğunuzda farklı olacaktır. Yeni bir kariyere başladığınızda ve emekliliğinize yaklaştığınızda da farklı olacaktır. Dolayısıyla ulaşmanız gereken mükemmel, herkese uyan tek bir denge yoktur.

En iyi iş-yaşam dengesi her birimiz için farklıdır çünkü hepimizin farklı öncelikleri ve farklı hayatları vardır. Bu anlamda iş-yaşam dengesinin gerçek anlamda sağlanabilmesi, kişinin kariyer ve yaşamsal amaçlarının, hedeflerinin ortaya konulması, kişinin yaşamınızı etkileyen faktörlerin ele alınması, isteklerinin arzularının, ihtiyaçlarının analiz edilmesini gerektirir. İş-yaşam dengesinin sağlanmasında koçunuz sizin en önemli destekçiniz ve yol göstericiniz olabilir.

Derya Öte Almanya’da yaşayan Türk bir ICF koçudur. Almanya Duisburg’da bulunan kendi kurmuş olduğu Derya Öte Koçluk ve Danışmanlık Akademisinde koçluk, yaşam danışmanlığı hizmetlerini yürütmekte ve aynı zamanda ICF koçluk eğitimleri vermektedir.


Hizmetlerini Türkçe ve Almanca olarak sunan Derya Öte, farklı kültürden pek çok insanın hayatlarına dokunmuş ve kişisel gelişim yolculuklarına katkı sağlamıştır.


Derya Öte ve sunduğu hizmetler hakkında daha fazla bilgi almak için +49 160 8488493 telefon numarası veya info@lifecoach-deryaoete.de mail adresi aracılığıyla iletişim kurabilir, sosyal medya hesabından etkinlikleri takip edebilirsiniz.

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir